Sınırlayan Hipnozlardan Kurtulmak Üzerine…

Hipnoz; eski Yunanca’da “uyku tanrısı” anlamına gelir ama uyumakla ilgili değildir. Birçok bilimsel kuramlar vardır hipnozla ilgili ama hepsi sadece bir olgunun farklı yönden açıklanmasına yöneliktir ama hipnoz bir olgudur ve gerçekliği yadsınamaz.

Hipnoz terapide, iletişimde, reklamcılıkta, insanları ve kitleleri yönetmede, müzik, sanat ve birçok alanda etkili ve yaygın bir şekilde kullanılır. Hipnoz, filmlerde bir uzmanın bir insana saati sallayarak onu kılıktan kılığa soktuğu ve kişinin tüm iradesinin elinden alındığı bir durum olarak gösterse de durum bunun tersidir. Kişi uykuda değildir, iradesi elinden alınamaz, bilinçlidir,, zihni açık ama rahatlamış, hayal dünyasına dalmış, yaratıcı ve üretken bir psikoloji içindedir ve genellikle sorunlara daha üretken bir çözüm içindedir.

Yüzlerce tanımına rağmen kısaca hipnoz, “kişinin, kendisine bir kişi veya grup tarafından verilen telkinine, o telkine uygun bir şekilde davranması” olarak açıklanabilir. Kişinin gözünün kapalı veya açık olmasının, rahatlaması veya gergin olmasıyla ilgili durum değildir ve eğer kişi bir fikre, telkine uygun davranışlar içerisindeyse hangi alanda olursa olsun hipnoz başlamıştır ve hipnozun felsefesi de bir temel inanca dayanır.

Bir şeye inanıyor veya inanmıyorsak her ikisi de hipnozdur zira duygu ve zihin durumu üzerine etkisi vardır; bu telkin olumlu veya olumsuz olabilir bu önemli değildir; bizi o duygu durumuna sokan her şey bir hipnoz telkinidir. Bir müzik, bir resim, görüntü, imge veya herhangi bir inanç olabilir.

Her şey hipnozdur ve hipnoz bizim yaşamımızın kendisidir de denilebilir. Hipnozun iki yüzü vardır birisi bizi daha üretken ve yaratıcı ve yapıcı davranışa götür bir diğeri de yıkıcı ve zarar verici olabilir dolayısıyla neye inandığımız ve neyi nasıl algıladığımız hipnozun yönünü belirler. Örneğin; “geleceğimizi parlak veya karanlık olacağına inanmak” her şekilde hipnozdur; kimse bu konuda yanlış değildir. Kişi ne düşünüyorsa eylemleri ve inançları da bu kök inanca eşlik edecektir. Olumlu düşünüyorsak gelecek olumlu, olumsuz düşünüyorsak geleceği düşüncelerimiz de bu yönde olumsuz bakış açısına yol açacaktır.

Hipnoz, bir kişi veya kitleyi bir kök inanca inandırmak için telkinle başlar. Önemli olan bu telkinlere nasıl yanıt vereceğimizdir; -terapi dışındaki teklinler hariç- hayatımızı kısıtlayan ve bizleri açmaza, değersizliğe, umutsuzluğa sürükleyen her türlü telkinlere karşı koyarak; varsa zihnimizde, o telkinleri kırarak daha umutlu, daha üretken, daha yaratıcı ve daha umutlu bir duruma götürmek daha doğru bir davranış –hipnoz- olacaktır. Neye inandığımız tutumumuzu belirler ve bizler düşündüğümüz kişi olmaya doğru şekillenmeye başlarız. Senaca” insan zihninde gerçeğinden daha çok acı çeker” derken bu gerçekliğe vurgu yapar. Yine Şekpir, “ insan düşündüğü kişi olur” derken de aynı zihinsel model kullanılmaktadır. Ve Yine, “üzüm üzüme baka baka kararır, armut dibine düşer, bizden adam olmaz; gelecek aydınlıktır veya gelecek karanlıktır” gibi kök inançlar hepsi bir hipnoz- telkindir ve inanırsak onlar o yönde bir gerçeklik oluşturmaya başlar.

Demem o ki, ne düşündüğüne ve nasıl düşündüğüne ve hatta kendi kendine – şaka bile olsa-  ne söylediğinize dikkat edin. Zihnimiz, hayalle gerçeği anlamıyor; ona hangi telkini verirseniz o şekilde davranmaya meyilli oluyor. Tavsiyem - fazla artılıya kaçmadan-  olumlu ama gerçekçi, iyimser, yapıcı ve daha esnek ve daha yatıcı düşünmeniz ve keskin, katı ve tek taraflı telkinlerden ( düşüncelerden) uzak kalıp onlarla aranıza mesafe koymanızdır; Zira evren sınırsızdır; bereketli ve bolluktur içindedir. Böyle bir bollukta sığ düşünebilmek bir sorundur. Yaşıyor ve nefes alıyorken hayatın tadını çıkarın ve istediğiniz kişi olma yolunda kendi sanatçınız olun; daha yaşanabilir bir dünya için var gücünüzle kendinizi olabileceğinizin en iyisi olmak için geliştirin.

Turgay Biçer Kobi efor; 25 Mayıs 2023

Prof.Dr. Turgay Biçer © Şubat 2016 İstanbul | Tüm hakkları saklıdır.

Web Tasarım By Ahmet Biçer