Şöhret Sarhoşluğu...

 

Sosyal medya hayatımıza girdi gireli özellikle bazı anlı şanlı ve unvanlı kişilerin her fırsatta karşımıza çıktığını görüyorum. Önceleri beni rahatsız etmiyordu ve hatta bazen onların yaptıklarından öğrenme ve düşünme çalışmaları yapıyordum ama son günlerde öyle bazı isimler ver ki – çoğu akademisyen- kahramanlaşmakta, metaya dönüşmekte ve her şeye söyleyecek bir şeyleri olduğu için de artık her yerden engellemeye ve karşımıza çıkınca ondan kaçmaya başladım. Sinir oldum diyebilirim ama bu konuda yalnız değilim etrafımdaki insanların düşüncelerini sorduğumda benzer yanıtlar aldığımı söyleyebilirim.

İnsanın bildiklerini paylaşması önemli buluyorum. Hele donanımlı ise kaçınılmazdır da. Dolu ve yetkin insanların kendi alanlarında toplumu aydınlatmaları zaten sorumlukları içinde. Yine de insanın her konuya soyunması bir süre süre bıkkınlık ve rol karmaşasına sürükler ki işte buna bir “dur” demek gerekir. Bu duruma ben güç, unvan tuzağı bazen şöhretseverlik diyorum duruma göre ve tehlikeli buluyorum. Zira insanı etkisizleştiriyor ve onu kendi karadeliğine çekiyor. Bir süre sonra insan kendini tekrar ediyor ve monotonlaşıyor. Birçok ünlü kişinin farkına varmadan yaşadıkları sorunlarından birisidir. İnsan şöhretin, gücün veya unvanın büyüsüne kaptırıyor kendisini. Sonra da bir kenara atılıyor veya sistem dışına itiliyor.

Padişahlar bile yatmaya giderken kendisini uyarması için bazı insanları görevlendirmişler. Onlar yatmaya giden padişaha, “ Çok böbürlenme padişahım senden büyük Allah var” derlermiş. Bu muktedir kişiler bile kendini korumak için çaba içindeyken her yerde karşımıza çıkan, medyanın büyüsüne kapılan bu dostlarımızı kendine bırakmayıp bir geri bildirim sistemi oluşturmalıdır. Önleyici amaçlı bu eleştiriler aslında çok değerlidir. Kişiler de bu tuzaktan kurtarmanın yolu da bu eleştiri sistemidir.

Şöhreti, unvanı, parayı, güzelliği, gücü vb taşımak kolay değildir. İnsana ağır gelir bu yükler. Her insanda şık durmaz. Bu yüzden duygusal zekâsı gelişmiş, zihinsel fitnesi yerinde olgun ve kamil insanlarda şık duru ama bu kişiler bu özelliklere fazla bulaşmak istemez ve sadeliğe önem verirler. Gerçekten zengin olanlar ve zenginliklerini sindirmiş olanlar zaten gösterişe önem vermez; zengin olmayan ama zenginmiş gibi görünmek için çaba içinde olanların bu davranışları dikkat çeker, insanlar bunun sahte olduğunu bilir. Aynı kural bilgili, yetenekli ve sair becerileri insanlar için de geçerlidir.

Özetle, -miş gibi yapmanın bir anlamı yoktur. Şöhretten ve buna benzer güçlerin getireceği ağırlıktan kaçınmak; sade, tutarlı ve gelişime açık bir tutum ve davranış içinde ol(a)bilmek daha değerlidir ama kolay değildir. Tanısınlar, sevsinler, kabul etsinler, beni anlasınlar, beni yüceltsinler vs gibi bir takım kontrol edemeyeceğimiz durumlara girmek hayatımızın direksiyonuna başkalarını oturtmak gibidir. Orada ancak figüran olunur başrol oyuncusu değil.

 Ne varsa sadelikte, yalınlıkta ve kendin gibi olmakta var. Sade olabilmek ve olgunlaşabilmek için çok emek vermek gerekir. Bu da yıllar alabilir. Yine de bu yolda olmak ve her türlü şöhreti veya buna benzer güç tuzaklarından kaçınmak en doğru tutum olur.

Turgay Biçer, 30 Ekim 2023. Kobi Efor 

Prof.Dr. Turgay Biçer © Şubat 2016 İstanbul | Tüm hakkları saklıdır.

Web Tasarım By Ahmet Biçer